Hangi dağda kurt ölse, ben kapıdan içeri girmeni bekleyecek kadar çok severdim seni... Coğrafya atlaslarında gezdirirdim kolundan tutarak, gözlerine uzun uzun bakmadan sahici sevdalar...
Saati şaşırmış bir anka kuşuydum kelimelerin arasında, Kaf dağına beş kilometre kala, kazı çalışması yapmışlar yolda, yerle yekzan olmuş bütün düşlerim... Abaküsünü kaybetmiş bir...
Diz çökmüş bir aşk vardı zulamda ve bir de annemin eskilerimden yaptığı ayakkabı bezleri. Çantamda çok sevdiğim rotring kalemim, ayıcığım ve düşlerimle kala kalmıştım...
Bir helal sevdanın rotasında denizler aşarak okyanuslarımıza ulaştık. Kimselerin başaramadığı, hele ki sevgisizlerin asla barınamadığı bu sevgi sularında kurduk mabedimizi. Özlem dilimizdeki duaydı, karanlığımız...
Bir çocuk Ozan CINGIR... Hep çocuktu...Yine çocuk... Saçları kumral... Dümdüz... Ipıl ıpıl parlıyan bir çocuktu... Yine çocuk... Uyurken dudaklarının kavuştuğu kenarından, gerdanına doğru uyku suyu...
Her zaman bir yere gider insanlar. Kiminin kaçıştır, kiminin mecburi... İllaki olur gitmeler. Ana ağlar, oğlunu askere gönderirken. Vatan sağ olsun! der ama tutmaz kendini...
oysa herkes öldürür sevdiğinikulak verin bu dediklerime,kimi bir bakışıyla yapar bunu,kimi dalkavukça sözlerle,korkaklar öpücük ile öldürür,yürekler kılıç darbeleriyle.kimi gençken öldürür sevdiğini,kimi yaşlı iken...şehvetli ellerle boğar...
İçki yasaklanabilir. Açık söyleyeyim, bence mahsuru yok. Ama rakı asla...Çünkü takunyalılar öyle zanneder ama, aslında "içki" değildir rakı.Yurt sevgisidir örneğin. İki tek attın mı "n'olacak...
Yaşanmış bir aşk öyküsünden alıntı falan değil ta kendisidir..Bir eylül günü gelmişti Muğla'ya çocuk.. Herşeyini bırakmıştı yeni bir sayfa açıyordu hayatının baharında..Hayat ona zor günler...
Bavulları hep toplu durmalı insanın...Bir gün telefonların hiç çalmayabileceği hesaplanmalı...Tül perde arkasından misafir yolu gözlemekten vaz geçmeli...İhanetlere, terkedilmelere, bir başına bırakılmalara hazırlıklı olmalı...Yalnızlığa alışmalı... *...
“Aşk” yüreklilerin işidir. “Âşık” olmak yürek ister. Seni seviyorum demek, her savaşta pes etmek değildir aşk.Dönüşü olmayan bir savaşa giderken bile gözlerinin içine bakıp, bir...
Gitme zamanım geldi artık.Çıkarmalıyım seni aklımın en ücra köşelerinden.Dur demeliyim artık...Her sözün hafızamın derinliklerinde, unutulmamak üzere yollandı oraya.Sessizlik tanrısının koruduğu sessizliğim tekrar yanımda.Sana ait olan...
Üzüntüden mi yoksa mevsimden mi bilinmez, yaprakları zamansız dökülen bir ağaç gibi kalbim… Kırlangıç sürüsünün ardından düşürdü son yaprağını… Rüzgâr dallarını eğdikçe ölüme meydan okuyan...
Hafif sisli bir havada ve günesin apartmanlarin arasindan yeni yeni güne merhaba dedigi bir saatte, vapura dogru ilerleyen genç adam; jeton gisesinde, yaklasik iki ay...
Her yeni aşk, yeni bir eve taşınmak gibidir. Eşyalarını, yatağını, kokunu hatta bazen kendini değiştirmek zorunda kalırsın.. Öylesine alıştırırsın ki kendini, sanki hep orada yaşayacakmış,...
Duracağım buradaGidişini seyredeceğimKıpırtısız, sakin gibi görüneceğimKavgasız olacak, fırtınasız olacakSaçma sapan olacakOrganlarım birbirine vuracakArkandan sessiz bakacağımBen yine salağı oynayacağım...Gönlüme bir kor düşerGitme öyle zamansızÖnce hayaller biterYanar...
Gam Kenarı...Acının dağlandığı anlar vardır…Aramaya gerek yok, o gelir bulur…Beraber gidilen bir lokantanın kapanması bile üzüntüdür…Veyahut lokantanın yerine dükkânı çiçekçinin tutması…Gözyaşından çorba olmaz ama…Dilin, damağın...